Hobi Kursları

Hobi Kursları

Son yılların parlayan sektörü: Hobi kursları

Ticari Hayat gazetesi olarak, özellikle büyük şehrin kıskacından bir nebze de olsa kurtularak kendine vakit ayırmak isteyen kişilerin uğrak yerleri olan hobi kurslarını, Ankara’da faaliyet gösteren özel bir akademinin eğitimcisinden dinledik.

Sultan YILDIRIM- Ticari Hayat Gazetesi Hobi kurslarının gelişimi, ilgi duyulan tarafları, meraklısı için hobi kursuna gitmenin veya bir kurs açmanın tüm detaylarını anlatan eğitimci, şöyle konuştu:

“Ankara’da hobi kurslarında son 5-6 yıldır bir fazlalaşma oldu. Özellikle Tunalı, Kızılay, Bahçelievler tarafında hobi kurslarının sayısı giderek artmaya başladı. Daha öncesinde bunlar daha çok müzik kursu şeklindeydiler ama insanların ilgi alanları çoğaldıkça örneğin kara kalem kursları açılmaya başladı, seramik kursları açılmaya başladı, özellikle bayanların en fazla ilgi gösterdiği makyaj kursuna açılmaya başladı. Bunları ilk başlarda sektöründe öncü olan, tecrübesi olan kişiler tarafından evlerde yapılıyordu. Fakat kurumsallaşmanın getirdiği artılar, mali artılar, daha cazip geldiği için insanlar kurumsallaşma yoluna gittiler. Kurumsallaşmaya gidemeyenler de kurumsal firmaların altında çalışmaya başladılar.”

Eğitimciler için ikinci bir iş kapısı oldu”

Bu noktada şöyle bir durum var, kurumsal firmalar, bünyelerinde hem ucuz iş gücü hem de fazla kazanç politikası izledikleri için genelde insanlar bu işi ikinci iş olarak yapmaya başladılar. Sektörde tecrübesi olan insanlar kurumsal firmaların altında çalışmaya başladılar ve ikinci iş olarak buralardan gelir elde etmeye başladılar.

“Birçok kurs yeri Milli Eğitim Bakanlığına bağlı değil”

Özellikle 2007 yılından sonra bu firmaların sayısı daha da fazlalaştı. Ankara’da şu anda birkaç tane bu tarzda firma var. Hobi kursları yazıldığında internette çıkabilecek 3-4 tane firma var ama bu bu firmaların altında neredeyse her köşe başında, her sokakta bir tane hobi kursu açılmaya başladı. Buradaki öncülerden bir tanesi, beledyenin kendi eğitim politikası. Biliyorsunuz halk evlerine olan ilgiler artmaya başladı. Belediyelerin ev hanımları için düzenlediği kurslar iyice fazlalaştı. BELTEK ve BELMEK’ler baya bir ilgi gördü. Tabi bunlar biraz daha cüzi miktarlarda iş yapıyorlar. Özellikle özel kurslardaki ücretin biraz daha fazla olmasına rağmen alanlarında tecrübeli olan insanlardan eğitim alma düşüncesi halkı biraz daha bu özel kurslara itmeye başladı. Şöyle sorunlar var; mesela çoğu özel eğitim kuruluşunda milli eğitim onayı yok. Çoğu Milli Eğitim Bakanlığı onayı olmadan çalışıyor.

Çoğu eğitimcinin sertifikası da yok. Bu anlamda bir denetim booşuğu da var aslında. Bu da gerçekten eğitimci olan insanların önünü kesiyor. Bu anlamda sektörde bir erozyon var. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı sertifika onaylı eğitim veren kurum sayısı çok az. Bunun sebebi de şundan kaynaklanıyor; genelde bu hobi kursları, kat ve dairelerde açılıyor. Eğitim aslına bakarsanız evdeki koşullarla yapılıyor.

Milli Eğitim Bakanlığının getirdiği bazı kurallar var, bu kurallara uygun olarak orayı dizayn etmemiz gerekiyor. Zaten özel eğitim kurumu, hobi kursu açan yerler zaman nakittir anlayışıyla hareket ettikleri için buna para harcamaktansa o çarkı döndürmeye çalışıyorlar. Bu yüzden de çok fazla dikkat etmiyorlar Milli Eğitim Bakanlığının koşullarına. Kişi anlamında baktığımı zaman çoğu sigortasız çalışıyor. Aslına bakarsanız çoğu hobi kursunun açılmında eğitim merkezi açabilecek bir belge bile yok. Kişiler genelde ev tipi bürolarda bu işi yapıyorlar. Bir denetleme olsa birçoğu kapanacak.

“Kurs eğitimcileri bazen sadece yol parasına bile çalışabiliyor”

Eğitimci bazında baktığımız zaman ise net bir gelirimiz olduğunu söyleyemeyiz. Geliriniz yadan aya değişebiliyor. Bazen çok fazla getirdiği de oluyor bazen çok az getirdiği de oluyor. Eğer sektörde isim yapmışsanız net bir maaş üzerinden anlaşma yapabiliyorsunuz ama tecrübeniz azsa ve isminiz çok fazla marka haline gelmemişse bu noktada çeşitli ödeme planları yapılıyor. Çeşitli ödeme planlarında da en çok karşınıza çıkan şey, %33 şeklinde bir ödemeniz oluyor. Bu da genel kursunuzun ücretine göre öğrenci başına %33 pay almanız demek. Bu noktada bunun %33’ü size kalıyor. Geri kalan %33 kursa, diğer %33 de patrona kalıyor.

Yaptığınız işten hem siz para kazanıyorsunuz hem çalıştığınız kuruma hem de patronunuza para kazandırıyorsunuz. Bu da harcadığınız emeğe çok fazla değmiyor eğer maliyetler düşükse. Şöyle düşünün, eğer 100 liralık bir kur veriyorsanız ve 10 kişi geliyorsa 1000 lira tutarında bir kazancınız oluyor. Bu 1000 liranın da %33’ü de çok cüzi bir rakam oluyor. Bu bazen sizin yol paranızı bile karşılamadığı zamanlar da oluyor. Bu yüzden de insanlar bunu ana bir iş olarak göremiyorlar. İnsanların belirli bir bağlayıcılığı yok. Orası Milli Eğitime bağlı okullar gibi değil. Kişiler yazıldığı zaman devam etme zorunlulukları yok. Canları istemediği takdirde gelmiyorlar ve bu da devamında sizin gelirinizi etkiliyor. İnsanlar size orada para veriyorlar, para verdikleri için de siz o eğitimi vermek zorunda kalıyorsunuz. Özellikle iş ahlakı olarak bakıldığında devam ediyorsunuz.

“Hobi kursları gelecekte konservatura öğrenci yetiştirebilir”

Hobi kurslarının gelecekte halk evleri gibi kurumsal alanlarda belediye tarafından destekli bir şekilde devam edeceğini ama özel sektörde açılan kursların daha çok konservatuara eğitim veren, konservatuara öğrenci hazırlayan kurslar haline dönüşeceğini düşünüyorum. Aslında bu şekilde olursa ve devlet tarafından denetlenmesi birazcık daha arttırılırsa kalitesi çok daha yüksek olabilir. Şu anda herhangi bir denetime tabi tutulmuyorlar. Sözde bir denetim var ama özde bir denetimden bahsedemiyoruz. Bunların da tabelaları genelde içeridedir. Girildiği zaman sadece home office şeklinde görülür.

Hobi kursu açmak isteyenler dikkat!

Açmak da çok zor değil bu kursları. Açmak istediğiniz zaman ortalama olarak 40.000 lira bir maliyetle bir hobi kursu açabilirsiniz. Hobi kursunu açar açmaz da para kazanamıyorsunuz maalesef. Bunun için bir çevreniz olması gerekiyor sektöre girmeden önce. Eğer ki çevreniz yoksa bir 6-7 ay sizin insanlara orayı tanıtmanız, insanları oraya çekmeniz gerekiyor. Aslına bakarsanız 6-7 ay boyunca cepten çalışıyorsunuz. Bir hobi kursunun size tam olarak para getirebilmesi için eğer bu işi girmeyi düşünüyorlarsa, en az 1 yıl kadar kendilerini ikame edebilecek paralarının yine ceplerinde olması gerekiyor.

Hiçbir zaman despot bir okul tarzında olmaması gerekiyor. Çünkü insanlar oraya kafalarını dinlemeye, kafalarını rahatlatmaya geliyorlar. Bunun bilincinde olarak o ortamı dizayn etmek gerekiyor. Siz oraya okul gibi bir kantin koyarsanız, insanların alacağı bir bardak çaya bile para isterseniz ne yazık ki insanlar orada çok fazla kalıcı olamıyorlar. Fakat gelen kişilere size misafirliğe gelmiş arkadaşlar gibi davranırsanız, çok daha güzel bir ortam yakalamış olursunuz ve bunu devam ettirebilirsiniz.

“Emeklilerin ilgisi öğrencilerden çok”

Özellikle emekllilerin çok büyük bir ilgisi var hobi kurslarına. Genelde sektör dışından bakanlar bu kurslara öğrencilerin yoğunlukla geldiğini düşünür. Tam tersine. Öğrenciler daha az geliyor, emekliler daha fazla geliyor. Emekli vatandaşlar ve ev hanımlarından büyük bir ilgi görüyor. Eski öğretmenler çok fazla geliyor bu kurslara. Nedeninin de şu olduğunu düşünüyorum; öğrenciler bu kurslara verecek nakit veya iki taksite böldürecek bile para bulamayabiliyor. Eğer kredi kartlarına 8-9 takside varan taksitler yapılırsa bu kurslarda, öğrencilerin daha fazla rağbet göstereceğine inanıyorum. Tabi işletmeci olarak da öğrencinin bu parayı sonradan ödeyip ödeyemeyeceğine güvenemeyebiliyor.

En düşük alabileceğiniz kursun maliyeti ortalama 250 liradan başlar. 250 lirayı da sizden en fazla 2 taksitte isterler. Bu da öğrenciyi maddi anlamda biraz zorlayabiliyor. Emekli vatandaşlarımız zaten artık kendi hayatlarını ikame edebilecek bir maddiyata sahip oldukları için bu kurslara rahatlıkla gelebiliyorlar. Evde boş durmamak, sosyalleşmek amacıyla bu kursları güzel bir araç olarak görüyorlar. Bunu bir de belgelendirmek işin en güzel yanlarından birisi. Bir eğitimci olarak işin maddi tarafından genelde uzak kalmaya çalışıyorum fakat biz de o iş yerinden bir ücret kazandığımız için ister istemez bir maddi muhattaplığa maruz kalabiliyoruz.

“Yazmayı öğrenmek isteyen çok vatandaş var”

Makyaj , fotoğrafçılık, senaryo kurslarına ayrı bir ilgi olduğunu da söyleyebilirim Yazmak isteyen çok fazla vatandaş var. Bujiteri, takı tasarımı, kuaförlük alanlarında da büyük bir yoğunluk var. Ben, fotoğrafçılık, sinema , senaryo ve görüntü teknikleri üzerine eğitim veriyorum. Yaklaşık 8 yıldır medya sektörümün içerisindeyim. Verdiğim eğitimlerin her birinde aslında kendim de birşeyler öğrendiğimi düşündüğüm için bu ayrıca bir mutluluk kaynağı oluyor.

Benim için alacağım paradan daha çok, eğitim verdiğim kişinin o kurstan memnun bir şekilde ayrılması önemli. Zaten o kişi memnun ayrılıyorsa, mutlaka bir arkadaşına da tavsiye ediyor ve bu da ister istemez işin maddi boyutuna da yansıyor.”

Ahşap Ürünler

Kuş Evi DV42 2

Kuş Evi DV42 3Kuş Evi DV42 4

Kuş Evi DV42 5

 

 

 

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


WhatsApp Destek